Je veux être Juliette, mais seulement si tu acceptes d’être Roméo. Je serai ta Juliette, et toi, mon Roméo. À nous d'écrire notre fin.
#gece
I'm your biggest fan, I'll follow you until you love me
Paparazzi
Lady Gaga
▶ Play on Spotify
Je t'ai dit "je t'aime" plus d'une fois ou deux Mais moi je dis "je t'aime" à un homme pas deux Y a ton odeur dans mon lit, dans mes draps
J'ai jamais vraiment été ta Valentine.
melodrama
disiz, Theodora
▶ Play on Spotify
Ben deliyim sanırım, serum falan yerken kahkaha atıyorum, bugün dış çektirdim başlamadan önce ve bittikten sonra deli gibi güldüm, doktorum bile ters ters baktı, ki o da güldü ama neyse sksksksk
Dişimi çektirdiğim ana lanet olsun. Çok ağrıyor
Günaydın. Herkesin kullandığı basit bir kelime. Bana günaydın dendiğinde otomatik olarak bende karşılık veriyorum, ama yani yeter ya, bence günaydın demek belli bir süreden sonra rahatsız edici oluyor, yani yanımdan geçen herkese günaydın demek yorucu. Kahve beklerken, çayımı yudumlarken birileri illa gelip "Günaydın" diyor, demeyin ya. Sabahın köründe oturmuşum kafeteryada, bilgisayarım açık, ders çalışıyorum, yarı baygınım ve bugüne kadar toplasan 2 3 kere gördüğüm, adını dahi bilemediğim bir Allah'ın kulu gelip fazla enerjik bir şeklinde "Günaydın Sena" diyor, tamam, anladık, gün aydı, ay bıraktı yerini güneşe, anladık güneş, positiflik falan ama yani benden uzak mı dursan? Hele sabahın köründe? Tabii bunlar benim iç sesim, gerçekte en nazik gülümsememi takınıp ona ayıp olmasın diye karşılık veriyorum. Ve ben geri zekalı olduğum için sohbeti uzatıyorum, yani kızım sussana. Bunu diyen ben Künh'e her sabah "GÜNO" yazıyor. Ironik. Ama sizin bilmediğiniz bir şey var. Ben güne 5.30-6 da başlarım, ancak gelenlde buraya 9-10 civarlarında yazarım, çünkü ben, sevgili Geceniz sabahları çekilmez bir varlığa dönüşüyorum. Ve genelde sabah 8 den önce elime nadiren telefon alırım. Sadece müzik dinlemek için kullanırım, işte bu yüzden size geç günaydın derim hep. Neyse, diyeceğim şu ki, sabahın erken saatlerinde benden uzak durun, ve günaydın :)
Yahu buralar çok durgun, biraz drama gerek, hadi kavga edin :)
Koltukta altıma çarşaf serip yatmayı seviyorum ;)
Rica ediyorum Lvbel C5 dinleyen hiç bir varlık benimle konuşmasın. Teşekkürler.
Bu gün ilk defa misvak aldım meraktan, millet meraktan sigara, alkol dener, ben misvak deniyorum. Mis gibi kadınım var ya djdkksmss
Aniden gelen özgüven ve "ben yaparım" hissi >>
Sinir problemlerim var, yani ben öyle diyorum. Durduk yere sinirleniyorum, böyle aniden, mesela oturuyorum, her şey ok, hatta mükemmel bende iyiyim. Ama aniden sinirleniyorum, bacağımı kasıyorum, hatta bazen kramp bile giriyor kasmaktan, tırnaklarımı derime batırıyorum, tuhaf değil mi? Çok kalem kırmışlığım var, kurşun kalem, tükenmez kalem fark etmeksizin sinirden kırıyorum. Artık çenemi kasmaktan çenem ağrıyor djdjdjs. Valla ben deliyim ya, neyse ya, bizde böyleyiz.
Biriyle konuşurken çok zorlanıyorum, kelimelerim birbirine giriyor, yanaklarım kızarıyor, konuşma bittikten sonra sosyal pilim dipleri görüyor. Bugüne kadar insanların önünde bir çok kez konuşma yaptım, konferanslara bile katıldım, ve tanıdıklarım, arkadaşlarım, hocalarım her seferinde beni tebrik ediyor, diksiyonumun iyi olduğunu, cevabını bilmediğim sorulara cevap verirken iyi doğaçlama yaptığımı söylüyorlar. Sanırım bu iyi bir şey ama bu sahnede sizin gördükleriniz, ben, konuşurken tırnaklarımı derime batırıp kanatıyorum, ellerim kürsünün arkasında zangır zangır titriyor, ama sonra videoları izliyorum, genelde arkadaşlarım çekiyor ve hayret ediyorum, kendimi tanımıyorum, yüzümde ki o kendinden emin, hatta bazen hafif alaycı bakış beni deli ediyor, bu ben olamam, ama gördüğüm kadın benim, Lakin ışıklar söndüğünde, alkışlar dindiğinde, bakışlar başka yere cevirildiğinde, kendimle tek başıma kaldığımda o kadından geriye hiç bir iz kalmıyor. Genelde filmin sonu hep aynı, beni tebrik edenlere teşekkür ediyorum ve kanattığım ellerimi yıkamaya gidiyorum, nefesim maraton konuşmuşum gibi hızlı, alnımdan terler akıyor, kendimi bir kabine kilitliyor ve ağlıyorum, hıçkıra hıçkıra ama bir o kadar sessizce. Genelde nefes alamıyorum, bu kadarı yetmezmiş gibi birde öksürük başlıyor, bul astım spreyini bulabilirsen. Elinde sonunda duruyorum, elimi yüzümü yıkıyor, akan makyajımı yeniden yapıyor ve hiç bir şey olmamışcasına gülümsememi takınıp içeri dönüyorum. Ama sorsanız "çok iyi konuştum." E şimdi diyorsunuzdur, "mal mısın? Madem insanların önünde konuşmakta zorlanıyorsun, neden yapıyorsun?" Mantıklı bir düşünce ama konfor alanımdan çıkmazsam, sınırlarımı zorlamazsam hayatın ne anlamı kalır? Çünkü ben başarmak istiyorum, ve şunu anladım, bu dünyada bir tane rakibim var, beni çok iyi tanıyan bir rakip, işte o rakip benim. İnsanın tek rakibi kendisidir.
Bir demet çiçek mutlu eder ki beni, özellikle papatya, ama abartılı buketleri sevmem, sade olsun, içinden gelsin :)
Bizim Luna bağımlılığı
Sokağın ortasında buna güldüm, evet.
Buradaki ilk gönderim, ve bunu biraz özel olarak yapmak istedim. Umarım burası gittikçe büyür ve ben / bizler buranın eskilerinden oluruz, güzel şeyler güzel anlar yaşarız. Henüz kimseyi pek tanımasam da fena durmuyorsunuz .d bu şekilde başka ne diyebilirim bilmiyorum ama güzel bir yer ve daha da güzel olacağını umuyorum. İyi geceler
Gündüz, hep onu konuşalım zaten, her şey gündüz yapılsın, "sabah ola hayrola" diyelim. Peki ya gece? Neden hayat gece değil ki? Bence gecede güzel, ay da parlıyor yani, sırf güneş kadar olmadığı, daha mütevazı olduğunu için yeterli değil. Gündüzü hayatın kendisi gibi görüyoruz. İnsanlar gündüz çalışıyor, okula gidiyor, bir yerlere yetişiyor. Geceyse sanki hayatın durması gereken bir ara vermişlik hâli. Sabah ola hayrola. Sanki gecenin kendi başına güzel bir şey olmasına izin vermiyoruz. Oysa ay da orada, Bir şeyin daha az görünür olması, onun daha az değerli olduğu anlamına gelmez. Hatta gece, gündüzün aksine, insana biraz kendisi olma alanı veriyor gibi. Sokakların sesi azalıyor, dünya biraz yavaşlıyor. İnsanlar başkalarının gözünde nasıl göründüklerinden ziyade, kendi içlerinde ne hissettiklerini duymaya başlıyorlar. Belki de mesele gecenin gündüzden daha güzel olması bile değil. Belki de mesele, hayatı yalnızca gündüz yaşanıyormuş gibi anlatmamız.
Günaydınlarrr
Kendim hakkında çok önemli bir şey öğrendim, FBI peşimde, hipermobilmişim ben. Bu bilgi hiç bir işinize yaramaz ama olsun JSKSKAKSJDJF
Okay okay...okay alright, öncelikle...okay
Kızlar, abla tavsiyesi, saçınızı benim gibi örüp yatın, yıpranmasınlar
Mutluluğu hep uzaklarda aradım, hep sorardım kendime "mutluluk nedir?" diye, sonra anladım ki mutluluk bir bakış, birinin sesi, bazen ise saçlarını savrulmasını sağlayan ılık rüzgar. Sizi bilmem ama beni bunlar mutlu ediyor. Beni mutlu etmek zor değildir aslında, kıyafet, marka takıntım yoktur, ruhum bir çocuğun ruhu gibidir, bana sadece içtenlikle söylenen cümleler, saçlarımla oynanması, bir eti brownie yeter. Brownie demişken, bence açık ara en çikolata eti brownie ama sık sık yenilmez, arada sırada canın çok istediğinde yiyeceksin, mesela ben ne kadar seversem seveyim nadiren bitirebilirim, yanımda kim varsa gelende ona veririm kalanını,o kişi bitirir, kim olursa olsun, annem, abim, arkadaşlarım alıştılar benim bu huyuma, ben demeden anlıyorlar ne zaman yemeyi bırakacağımı. Ha aklıma gelmişken, bugün eti brownie gördüm markette, e almasaydım bana yakışmazdı, elim her zamankine gitti, original olan, en sevdiğim ama yanında başka bir çeşidini gördüm; fındıklıydı, aslına bakarsanız değişikliklerden hiç hoşlanmam, mesela odamda bir şeyin yerini değiştirirseniz kavga çıkartırım, neyse brownieye dönelim, bir delilik yapıp fındıklı aldım ama sevmeme korkusuyla sevdiğimi de aldım, ikisinden de bir kaç ısırık aldım ve tahmin edersiniz ki ikisininde bitirmedim, arkadaşlarım bu duruma sevinmediler değil. Yine boş boş konuştum, kesin diyorsunuzdur "ee gece sadede gel." Demek istediğim şu; fındıklı eti brownie almayın ya, o kadar da iyi değildi.
lazım olursa burada.. dkjgdjksfgjk
✨️🫠🙂↔️
Yüksek tabanlı ayakkabı giymeyi çok seviyorum, demek siz uzun insanlar dünyayı bu hizadan görüyorsunuz. Vay be.
Aşk bazen birinin en sevdiği şarkıyı bilmek değildir. Herkes onu bilebilir. Aşk, o şarkının hangi kısmında sesini açtığını, hangi kelimede gülümsediğini bilmektir. Çayı karıştırırken kaşığı kaç kez çevirdiğini, heyecanlanınca cümlelerini nasıl birbirine doladığını, uykusu geldiğinde sesinin nasıl değiştiğini, kimse fark etmezken yaptığı o küçücük hareketleri bilmektir. Hatta belki kendisinin bile farkında olmadığı alışkanlıklarını fark etmektir. Çünkü birini sevmek bazen büyük şeyler hissetmekten ziyade, küçük şeylere dikkat edecek kadar uzun süre ve içtenlikle bakmaktır.
Stockholm sendromuna inanmazdım. Daha doğrusu, inanmamayı tercih ederdim. Ta ki bu sendroma sahip bir yakınım olduğunu fark edene kadar… O zaman anladım ki insanoğlu hem korkutucu derecede zeki hem de bir o kadar aptal.
İnsanın yapabileceği en korkunç hata, birini olduğu gibi sevmek yerine, zihninde yarattığı kusursuz haline âşık olduğunu fark etmemesidir.
Aşure gibi müzik zevkine sahibim, ne ararsan var jdsjsjsjsjjdk
Gece yağmur yağmış. Sabah güneş naz yapıyor, kendini az gösteriyor. Hava soğuk değil ama insanın üstüne bir hırka alası geliyor. Uzaklarda bir yerlerde kuşlar dertlerini anlatıyor ama biz “Kuşlar şarkı söylüyor.” diye kendimizi kandırıyoruz. Hafif bir rüzgâr tenimle bir oluyor. Huzur. Benim için huzur bu. Birkaç saniyeden oluşuyor ama insanın ruhuna iyi geliyor. Ama bu, benim hayatımdan bir saniye. İşte o aynı saniyede belki bir başkası alabileceği en iyi haberi aldı, dünyalar onun oldu. Bir başkası ise bir kâbusa uyandı. Aynı dünya, aynı an ama farklı kaderler.
6 bardak çay içtim, ve bu kararımdan memnunum.
Bugün uyandım ve kalkar kalkmaz camı açtım. Başım öyle bir döndü ki kendimi yerde otururken buldum. Kendime geldikten sonra elimi yüzümü yıkadım ama bir anlığına ölecek gibi hissettim. Nefes alamıyordum. İlk refleksim ağzımdan nefes almaya çalışmak oldu ama yine de nefes alamıyordum. Gözlerimin dolduğunu hissettim. Nasıl geçtiğini soruyorum kendime ama bilmiyorum. Nefes alamıyordum, sonra bir anda her şey normale döndü.
Bizim depresyon Şarkısı.
Flying - Live
Anathema
▶ Play on Spotify
Konsere gitmek istiyorum, kimin konseri olursa olsun, ama benle gidecek kimse yok. Sen gelir misin ? :)
Yapay zeka ile yapilan müzikler...OUT OF MY SIGHT.
Evden uzakta olacağım ama hadi size itiraf, ben yatağımdan başka yerde uyuyamam ki. Değişikliklerden nefret ederim, ben biraz şımarık mıyım ne? dsjfdjsjgrj
Ders bitti, ama bende bittim :)
Dear Künhers, birkaç gün sonra uçağa bineceğim. En büyük fobilerimden olduğunu söylesem yalan olmaz; kısa bir yolculuk olacak ama neyse. Kız kıza sakin bir tatile gideceğiz, o yüzden cuma gününden itibaren beni bir hafta görmezseniz şaşırmayın. Sadece belirtmek istedim. Sonra demeyin Gece unuttu bizi gelmiyor diye jdfjghjdfg.
şunu fark ettim az önce, yarın bir gün ölürsem haberiniz olmayacak ki :) Neyse, bilin ki hesabimi silmeden ortalıktan kayıp olursam silmeye fırsatım olmadıgındandır. Anıma bir sayfa eklersiniz dimi? "Künh'un en sevileni." diye jjdjjfjrjdj. Neyse içinizi kararttım, iyi geceler. :)
çok ileri gittim, geri dönemiyorum.
Benim psikolojinin geldigi nokta
Öp
Tarkan
▶ Play on Spotify
Kız kıza gratis'e gitmem lazım gelen var mı?
Eve gitmek istiyorummmm