Günaydın. Herkesin kullandığı basit bir kelime. Bana günaydın dendiğinde otomatik olarak bende karşılık veriyorum, ama yani yeter ya, bence günaydın demek belli bir süreden sonra rahatsız edici oluyor, yani yanımdan geçen herkese günaydın demek yorucu. Kahve beklerken, çayımı yudumlarken birileri illa gelip "Günaydın" diyor, demeyin ya. Sabahın köründe oturmuşum kafeteryada, bilgisayarım açık, ders çalışıyorum, yarı baygınım ve bugüne kadar toplasan 2 3 kere gördüğüm, adını dahi bilemediğim bir Allah'ın kulu gelip fazla enerjik bir şeklinde "Günaydın Sena" diyor, tamam, anladık, gün aydı, ay bıraktı yerini güneşe, anladık güneş, positiflik falan ama yani benden uzak mı dursan? Hele sabahın köründe? Tabii bunlar benim iç sesim, gerçekte en nazik gülümsememi takınıp ona ayıp olmasın diye karşılık veriyorum. Ve ben geri zekalı olduğum için sohbeti uzatıyorum, yani kızım sussana. Bunu diyen ben Künh'e her sabah "GÜNO" yazıyor. Ironik. Ama sizin bilmediğiniz bir şey var. Ben güne 5.30-6 da başlarım, ancak gelenlde buraya 9-10 civarlarında yazarım, çünkü ben, sevgili Geceniz sabahları çekilmez bir varlığa dönüşüyorum. Ve genelde sabah 8 den önce elime nadiren telefon alırım. Sadece müzik dinlemek için kullanırım, işte bu yüzden size geç günaydın derim hep. Neyse, diyeceğim şu ki, sabahın erken saatlerinde benden uzak durun, ve günaydın :)